#001 BİR KALEM HİKAYESİ

Size sıradan bir kalemin hikayesinden bahsedeceğim. Sıradan bir kilemin bazılarını sıra dışı yaptığı hikeylere götüreceğim sonra.

Bir kara kalem kurşun kalem düşünün. Doğal olanı söğüt ve asma dallarının yakılması ile yapılır. Kömür tozlarının sıkıştırılıp preslenmesi ile de sanayide üretilir. Daha çok resim çizerlerin kullandığı ‘ kara kalem çalışması’ olarak bildiğim alanda kullanılırlar.

Yusuf Akgün’ün hikayesi anlamlı.

Yusuf Akgün kara kalem portre çiziminde dünyanın sayılı isimleri arasında. Iğdır’lı. Çocukluğu ve gençlik yıllarının ilk dönemi, çocuk esirgemenin farklı şubelerinde geçti. Neden böyle ifade ettim, ilerleyen satırlarda anlatacağım.

Yusuf Iğdır’nın bir köyünde, çok çocuklu bir ailenin en küçük bireyi olarak dünyaya geliyor. Yusuf’un kaderi 6 yaşında başına gelen bir olayla değişiyor. Yusuf hiperaktif bir çocuk. Neredeyse tüm köy ondan yaka silkmiş. Hergün eve bin bir şikayet. Ailede usanmış tabi. Hiç yerinde durmuyor Yusuf.

Yusuf arkadaşlarıyla oynarken, elektrik direğine tırmanıyor. Eli tele değiyor. O anda her yer toz duman. Arkadaşları kaçışıyor.Yusuf ağır yaralanıyor. Hastaneye kaldırıyorlar. Küçük Yusuf bir kolunu dirsekten, diğer kolunu omuzdan kaybediyor. Doktorlar bacaklarını da almak isteselerde, aile istemiyor. Zamanla iyileşiyor bacakları

Çocuk Esirgeme günleri başlıyor…

Babası Yusuf’a bakamayacağını düşünerek Ankara’nın yolunu tutuyor. Çankaya’da, meclisin önünde  kendini yakma teşebbüsünde bulunuyor. Amacı Yusuf’u devlet korumasına aldırmak. O zamanın milletvekillerinden birinin dikkatini çekiyor. Babayı dinliyor ve Yusuf’u alıyorlar ailenin elinden. Ve Yusuf’un Çocuk Esirgeme hayatı başlıyor. Zaman içinde aile ne arıyor ne soruyor. Yusuf, kollarını kaybetmiş, ayaklarını kısmen kullanabiliyor ama içindeki hiperaktif yanı hala çok aktif.

Zaman hızlı ilerliyor. Yusuf yeni vucuduna çok kısa sürde adepte oluyor ve başlıyor ortalığı karıştırmaya. Hani başta söylemiştim ya, çocuk esirgemenin farklı şubeleri diye, bizim Yusuf içindeki kontrol edilemez enerjisiyle yutlarda sorun çıkarmaya başlıyor. Sorun dediysem Yusuf’a göre değil, kurum agöre sorun çıkarıyor. Yusuf 12 yıl boyunca 20 farklı çocuk esirgeme şubesine girip çıkıyor.

Yusuf 18 yaşında yurttan çıktığında elinde sadece, kurumdan kaçak çıktıkları sırada yüzmeye gittikleri parklardaki süs havuzlarında elde ettiği, yüzme tecrübesi oldu. Bunu kendine güç kabul etti. Türkiye’nin ilk bedensel engelli milli yüzücüleri arasında ismi yer aldı.

Artık tek devam edecekti yoluna

Hayatta artık tekti. Ailesi hiç yanına gelmediği gibi çıkınca da karşılamadı. O da gitmedi.

Çocuk esirgemedeyken ağzıyla yazı yazmayı ve resim çizmeyi öğrendi. Ağzındaki kalemiyle tuttuğu ders notlarıyla Üniversiteyi bitirdi. Bu süreçte çizime de yöneldi. Üniversite bitince kendini spor ve sanata verdi. Ülkemizdeki engelli sporunun o zamanlar çok aktif olmaması nedeniyle fazla ilerlemedi ve çizime ağırlık verdi.

Kendini geliştirdi, bir çok ünlü ismin kara kalem resimlerini yaptı. Hem yurt içinde hem yurt dışında ödüller kazandı. Bugün, karakalem portre çizimleriyle dünyanın aranan ressamlarından oldu.

Yusuf ‘un hikayesi özetle böyle. Onu bu süreçte bir çok kişi yolundan döndürmek için çaba gösterdi. Olmaz yapamazsın, devlet sana zeten maaş veriyor, Git evinde otur, diyenler çok oldu.

O kendi içindeki sesi dinledi. Kendine kendini ilham olarak seçti. Duyguları, düşünceleri ve hayallleri onu bugün buraya taşıdı. Şimdi o, kendi hikayesine benzer hikayelere sahip çocuklara ilham oluyor. Ve tabiki bizlere de.

Her insan başarılı olma potansiyeliyle doğar.

Yaşamımız boyunca karşılaştığımız konulardaki seçimlerimiz ve kendi iç motivasyonumuzun yönlendirmesiyle bir yerlere ulaşırız ya da ulaşamayız. Bu arada insanlarını başarı potansiyelleri de farklı. Kimisi çok başarılı kimisi az başarılı. Bu da değişken. Az başarı ah vah edilecek birşey değil. Bu kadarı seni mutlu ediyor çünkü senin kapasiten bu. Bana  göre başarının en net tanımı, kendine inanarak çıktığın yolda, kendin için elde ettiğin değerlerlerdir. Dün yapamadığını, bugün yapmaktır başarı.

Steve Jobs’un babasının bir sözüyle tamamlayalım ilk yazımızı

İŞİNİ İYİ YAP. İŞİNİ YAPMAK KAZANCININ KARŞILIĞI DEĞİL,. KARAKTERİNİN YAZSIMASIDIR..

Ayhan Aktaş
Köşe Yazarı

Ayhan Aktaş

TSB Sporcu Radyo Programcısı Gazeteci Spiker Yazar

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir