ÖLMEMİŞSEM BİR SEBEBİ VAR

Diyarbakır’da hemşirelik yapan Hatice Tunç, arkadaşlarıyla gezi için gittiği Hasankeyf’te ayağının üzerine bir kayanın düşmesi sonucu sol bacağını kaybetti. Demir bacağıyla henüz yürümeyi dahi çözememişken bisiklete binmeyi öğrendi.

Sizler için sordum, yanıtladı. ‘ Ölmemişsem bir sebebi vardır’ diyen Hatice Tunç hikayesini ‘Engelsiz Basket’ için anlattı.

Neden Hasankeyf, kaza nasıl oldu ?

Hasankeyf yeni baraj yapılacağı için sular altında kalacaktı, son birkez onu ziyaret etmek istedim. Arkadaşlarla gezinirken, yüksekte bir yere çıktım. Bir taşın üzerinde etrafı izlerken, nasıl olduğunu anlamadım ve bir anda taş yerinden koptu. Metrelerce aşağıya düştüm, tek hatırladığım dev bir taş yığını sol bacağımın üstündeydi. Hemşire olduğum için soğuk kanlı davrandım, başka bir doktorun şansa orada ollması ilk müdehalede sorunu avantaja çevirmemi sağlamıştı. Ardından hastaneye sevkim ve yeni hikayemin ilk günleri başlıyordu.

Önemmli bir kaza yaşamışsın. Tedavi sürecin nasıl ilerledi ?

Hasankeyf’te olayı yaşadıktan sonra beni acil olarak Batman’a, oradanda Ankara’ya sevk ettiler. Başkente gidene kadar iki kere kalbim duruyor. Bir tanesi uçaktan indiğimizde olmuş.  Kalbim durmuş, hemen kalbi çalıştırmaya çalışıyorlar. Doktorların önceliği beni hayatta tutmak. Bacağım o an kimsenin umurunda değildi. O dönem ben 38 ünite kan aldım. Babamlar ardımdan geldiler Ankara’ya. Babam doktora durumumu sormaya gidiyor doktor ona ‘ Bu gece Hatice sabaha çıkmayabilir. Gelin son kez görün’ muhabbetleri geçiyor. İşte o an Yeşilçam sahnesi yaşanıyor. Babam benimle son kez görüşmek için geliyor, orada bana ne anlatıyor bilmiyorum, hala da söylemedi. O anda gözümden bir damla yaş geliyor. Babam bunu doktora söylüyor. Doktor ‘ Seni duyuyor, sana tepki veriyor. Bu iyi bir şey’. Ve o günün sabahına uyanıyorum.

Ankara’da nerede amputasyon oldun ?

Ankara’da GATA’dayım. 13 gün boyunca ameliyata girip çıkıyorum. Pansumanlarım bile ameliyathane’de oluyor. bacağımda bir ıslaklık hissettim. Sol bacağım sargıda sağ bacağımın topuğunda bir ıslaklık hissettim. Çarşaf var üzerimde elma yiyorum. Hemşire önümden geçerken ‘Ne oldu ‘dedi. Dedim ayağımda bir ıslaklık hissediyorum. Çarşafı açtığımız zaman, tamamen bacağımdan topuğuma kadar kan. Famoral arter’e bir grift yerleştirmişlerdi, o yerinden çıkmış ve sızıntı şeklinde kanıyor. Bunun ne demek olduğunu biliyorum. Çok kan kaybettim ve başım dönmeye başladı. Dedim ben bu sefer ölüyorum. Uyandım,,baktım bacak yok ama ağrılarımda yok. Bütün ağrılarım geçmişti. Daha sonra hemşireler geldi. Kafama ışıklı bir şapka geçirdiler. Mumlu pastalar falan getirdiler. Dedim ‘ne oluyor’. Dediler ‘Bugün yılbaşı’. Ve Hatice senin yeni yaş günün bugün dediler. ‘Sen gerçekten bugün öldün ve tekrardan doğdun’. O gece 2018 yılına giriş yaptığımız geceydi. Tek bacak, yeni yılın bana hediyesi bu oldu sanırım.

Hastenede ne kadar  kaldın, bu süre seni nasıl etkiledi ?

Bacak sargıda,13-14 gün hiç ayağa kalkmamışım, sürekli narkozun etkisindeyim. Ocak ayı, Ankara, hava buz gibi. Hava gelen bir yere götürmelerini istedim beni. Yargın merdivenine çıkarttılar beni. Kapı açıldığın yüzüme vuran soğuk hava, bana hayat enerjisi vermiş gibiydi. Ölmemişsem bir sebebi vardır. Ben bunu orada kendi kendime söyledim ve odama geçtim. Daha sonra fizik tedavi süreçleri başladı, orada da bir ay kaldım ve taburcu oldum.

Neleri özledin, hastanedne çıkınca neler hissettin, ilk ne yapmak istedin ?

Ev hayatım başlamıştı. Sıkıldım, çıkmak istiyorudum dışarı. Arkadaşlar dediler ki ‘ Nereye?’, dedim ciğer yemeye. İki aydır ciğer yemiyorum, farkıdamısınız diye tatlı bir çıkıştım onlara. Ama bir makyaj yapmışım, iki aydır makyaj yapmamışım. Bir süslenmişim yani kıyafetleri giysem düğüne gidebilirim o makyajla. Kalktım pantolonumun sol bacağının paçasını kesip, kendime göre ayarladım. Uzun bir süre bir çift ayakkabının sadece tekini giyiyordum. O bende biraz travma etkisi yapıyordu. Diyarbakır’ın en kalabalık yerlerine gittik. Orada ciğer yedik. Oradan çıktık hanlara gittik, kafelere gittik. Ne bileyim neresi kalabalıksa oraya gitmek istedim. Çünkü ben o gün dışarı çıkmasaydım, hiç bir şekilde bu kalabalıklara karışamazdım.

Hatice Tunç yeniden doğmuştu belki. Başarabilecekmiydi, ne değişecekti hayatında. Yeni yaşayacağı herşey ona ‘ciğer’ kadar keyif verecekmiydi. Hatice ne öğrenmişti bu yaşadıklarından. Haftaya yazının iknci bölümünde görüşmek üzere….

Ayhan Aktaş
Köşe Yazarı

Ayhan Aktaş

TSB Sporcu Radyo Programcısı Gazeteci Spiker Yazar

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir